Otomotiv ve Ekoloji

Otomotiv Sektöründe Ürün Yaşam Döngüsü Uygulamaları ve Ekolojik Sürdürülebilirlik

13:29:32 | 2021-04-01
Prof.Dr.Semih Ötleş
Prof.Dr.Semih Ötleş       karabayhatice@hotmail.com

  • Giriş

    Her geçen dönemde gelişen teknolojilerle birlikte endüstrinin en önemli kazanımlarından ve yenilikçi alanlarından bir tanesi olan otomotiv, 21. yüzyılda bu kez bambaşka bir noktaya evrilmenin eşiğindedir.  20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında önemli petrol krizleri ile karşılaşan otomotiv sektörü küresel ısınma, petrolün azalması ve ‘yeşil mutabakat’ gibi emisyon azaltma zorunlulukları ile de karşı karşıya kalmıştır. Bütün bunların ışığında sektör, gelişen teknolojileri  mobilite (hareketlilik) ekosistemi kurmak için bambaşka boyutlarda kullanmaya başlamıştır. Ekosistemin en kolay tanımı biyolojiden gelen; canlı ve cansız varlıkların birbirleriyle olan etkileşimiyle oluşan sürdürülebilir bir düzen olarak tanımlanmaktadır. Teknoloji de bundan farklı değildir ve otomobil ekosistemin içinde yer alan, etrafındaki canlı, cansız nesnelerle iletişim kurabilen, verilerle birbirini besleyen ve buradan bir iş modeli geliştiren bir düzenden bahsedilmektedir.

     Sanayileşme devrimiyle hızlı gelişim ve nüfus artışı, çevre kirliliğini arttırarak hem canlılar hem de doğal kaynaklar üzerinde geri dönülemez olumsuz etkiler yaratmıştır. Yeşil üretim, temiz çevre oluşturmak ve ekonomik kalkınmayı destekleyerek toplum gereksinimlerini en az malzeme ile sağlamaktır. Ürünün piyasaya çıktığı andan piyasadan çekildiği ana kadar olan süreci ifade eden ürün yaşam döngüsü, ürün yaşam eğrisi aracılığıyla görselleştirilmektedir. Çalışmada otomotiv sektöründe ürün yaşam döngüsünün incelenmesi ve ürün yaşam döngüsünün ekolojik sürdürülebilirliğe olan katkısının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

    Ürün  Yaşam  Döngüsü

    Ürün yaşam eğrisi temel olarak ürünün pazara girişi ardından başarısı ya da başarısızlığının ortaya konulmasında, fiyatlandırmada, pazarlamada, üretim verimliliği ve çöküş aşamasında kadar analitik bir çerçeve sunmaktadır (Johnson & Reid, 2013: 368). Ürün yaşam eğrisi genel olarak, bir işletmenin satışlarının zamana bağlı değişimini biyolojik bir benzetme ile çeşitli dönemlere ayırarak inceleyen bir model olarak ortaya çıkmıştır (Mucuk, 2009: 139). Bir ürünün yaşam döngüsünün anlaşılması, ürünü piyasaya sunma ve piyasadan çekme zamanını doğru analiz edebilmeye yardımcı olmaktadır (Kamthe ve Verma, 2013:2035). Kotler'e (1997: 363) göre, ürün yaşam döngüsü dört ayrı aşamaya ayrılabilir, bunlar giriş, büyüme, olgunluk ve düşüş aşamasıdır.

     

                                                                                              Şekil 1: Ürün Yaşam Döngüsü

    Kaynak: (Kotler, 1997: 363).

    Ürün yaşam döngüsü, Şekil 1’de görüldüğü gibi dört aşamaya ayrılmıştır; giriş, büyüme, olgunluk ve düşüş aşaması. Giriş Aşaması, üretim yatırımı ve ağır masraflar ürün tanıtımı ile gerçekleştiğinden kârlar mevcut değildir. Büyüme aşaması, pazarın hızlı bir şekilde kabul görmesi ve önemli ölçüde kar iyileştirme dönemidir. Olgunluk aşamasında, ürün çoğu potansiyel alıcı tarafından kabul gördüğü için satış büyümesinde bir yavaşlama vardır. Artan rekabet nedeniyle kârlar istikrar kazanır veya azalır. Düşüş aşaması, satışların aşağı yönlü bir sapma ve kârın aşındığı dönemdir (Mucuk, 2009: 140).

    Giriş / Sunuş Aşaması: Ürün yaşam eğrisi, giriş/sunuş aşaması ile hedef pazarla tanışma ile başlamaktadır ve ürünün tüketiciler ile buluştuğu giriş aşamasıdır (Bekoğlu & Ergen, 2016: 927). Bu aşamada satış artışı yavaş seyretmektedir ve birim maliyetleri yüksektir. Tutundurma, farkındalık yaratmak için sıklıkla uygulanmakta ve ürün pazarın her yerine yayılmamış durumdadır ve dağıtım olanakları kısıtlıdır. Bu aşama boyunca firma pazar payını ve kârını arttırma hedefi taşımaktadır (Balyemez vd., 2005: 83).

    Büyüme Aşaması: Büyüme aşaması, ürünün pazar payını arttırmak için uygun bir zamanlamadır. Eğer ürün ilk defa pazara sunulmuşsa pazar payını nispeten kolay bir şekilde elde edebilecek durumdadır. Bu dönemde özellikle daha önce pazarda olmayan bir ürünü tüketicilere sunmuş olan firmalar daha büyük kâr elde etmektedirler. Ayrıca firmalar, ürün yaşam döngüsünde gelişme döneminin uzaması için büyük emek harcamaktadırlar (Bhambri, 2015: 783).

    Olgunluk Aşaması: Olgunluk aşaması üründen en yüksek getiri sağlanan dönemdir. Olgunluk döneminde pazarlama çabaları yoğunlaştırılır ve rakiplere karşı marka üstünlüğünü koruma girişimlerine ağırlık verilir. Bu evrede fiyat rekabeti çok sertleşir ve tutundurma eylemlerine daha çok ağırlık verilerek pazardan elde edilen pay korunmaya çalışılır. İşletmeler araştırma geliştirmeyi öne çıkararak ürünün yeni türlerini üretmeye çaba gösterirler. Ayrıca, yoğun bir dağıtım politikasının uygulanması ile birlikte pazarlama kurumlarına (toptancı ve perakendecilere) daha yüksek kârlar ve özendirici araçlar sağlanması yoluna da gidilir. Genellikle bu faza kadar ürün müşteride değerini bulduğu ve kendini tanıttığı için maliyet azaltma çalışmaları yapılıp karlılık maksimize edilir. Bu aşamadaki ürünlerin nitelik, özellik ya da biçimlerinin değiştirilerek yenilenmesi yoluyla yeni alıcıların sağlanması ve kullanımının arttırılması söz konusu olabilir (Biber ve Ötleş, 2018).

     Pazar payı hedefine ulaşmış bir şirket en kârlı dönemi yaşarken, pazar payı hedefinin gerisinde kalan bir şirketin pazardaki pazar konumunu yeniden gözden geçirmesi gerekir (Bhambri, 2015: 784).

    Düşüş Aşaması: Düşüş aşaması, ürün farklılaşmasının azaldığı, müşterilerin daha bilinçli hale geldiği ve müşterilerin pazarlık gücünün gittikçe arttığı bir aşama olarak karakterize edilir. Bu aşamada, yenilikçilik çok az yoğunluktadır ve yoğun reklam kampanyası için çok az bir süre ve yer (boşluk) bulunmaktadır (Cassia vd., 2006:25).

    Ürün yaşam eğrisi, işletme yönetimine planlama, satış tahmini ve stratejilerin belirlenmesinde yardımcı olmaktadır (Isaic-Maniu & Boda,2008: 88) Böylece pazarın maliyet ve gider parametrelerinin yanı sıra ürün geliştirme süresi ve maliyet planlamalarında pazara uygun üretim ve dağıtım süreçlerinden konsepte, tutundurmadan tamamlayıcı hizmetlere kadar yaşam döngüsünün bütünleşik biçimde ele alınmasını ifade etmektedir (Yüce vd. 2018: 2).

    Her endüstrinin jenerik bir modeli takip eden bir yaşam döngüsü vardır. Bu model, ürünün yaşam döngüsü boyunca üründeki, pazardaki veya rakiplerin değişiklikleriyle şekillenir (Aytun ve Kılıçaslan, 2017: 51). Bir ürünün yaşam eğrisine sahip olduğunu söylemek, ürünlerin sınırlı bir ömre sahip olduğunu, ürün satışlarının farklı aşamalardan geçtiğini, her birinin farklı zorlukları, fırsatları ve sorunları ortaya çıkardığını ve ürünlerin her yaşamda farklı pazarlama, finans, üretim ve satın alma stratejileri gerektirdiğini belirtmektir.

    Otomotiv Sektörü ve Ürün Yaşam Eğrisi

    Otomobil imalat sektöründeki dünya çapında rekabet, otomobil üreticilerinin ilerlemesinin arkasındaki itici güçtür. Tedarikçiler ve üreticiler artık üretim portföyünde değişiklik ve çeşitlendirmenin hızlandırılmasına odaklanmaktadır (Sabadka, Molnar ve Fedorko, 2019: 1296). Örneğin otomotiv sektörü ile ilgili raporlar hazırlayan Jabil adlı kuruluşun otomotiv sektörü yöneticileri ile gerçekleştirdiği araştırmanın bulgularında belirtildiği üzere, 2017 yılında otomotiv şirketlerinin yöneticilerinin %68’i otomobillerinin yaşam döngüsünün iki yıldan az olduğunu belirtirken, bu oran 2018 yılında %71’e yükselmiştir.

                                                   Şekil 2: Otomotiv Sektöründe Ürün Geliştirme ve Yaşam Ömrü (Ay)

    Kaynak: (Jabil, 2020)

    Otomobil endüstrisinin talep tarafında yaşanan olağanüstü rekabet düzeyi otomobil üreticilerini daha yüksek derecede farklılaşma ile üretim yapmaya itmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde her ailenin aracı ya da ailedeki herkesin kendine ait aracı bulunmaktadır. Bu nedenle de talep, çoğunlukla yedek araçlar içindir. Bu nedenle de yeni bir araç talebi, müşterinin zaten sahip olduğu araçtan daha yüksek teknolojiye ve yeniliğe sahip araçlara yönelik olmaktadır (Volpato ve Stocchetti, 2008: 3).

    Yeni teknolojilere yönelik bu yüksek talep, otomotiv sektörünü, fiziksel varlıklar, hizmetler ve içeriklerden oluşan açık, dinamik ve kendi kendini düzenleyebilen bir ekosistem haline dönüştürmektedir. Rakiplerle olan rekabet ve işbirliği yapılacak alanlar konusunda dengeyi bulmak, otomotiv sektöründeki şirketlerin ürüne odaklanmasını ve sürdürülebilir başarıyı sağlamaktadır.

    Öte yandan elektrikli ve otonom araç teknolojileri de mevcut üretim tekniklerini ve otomotiv şirketlerini zorlamaktadır. Sadece 17 yıllık bir geçmişe sahip Elon Musk’ın elektrikli ve otonom araç teknolojilerine odaklanan otomotiv girişimi Tesla, 100 yıldan fazla geçmişe sahip otomotiv devlerinin tahtını sallamaktadır. 2003 yılında kurulan Tesla piyasa değeri ile 1937 yılında kurulan Japon otomotiv devi Toyota’yı geçerek piyasa değeri bakımından dünyanın en değerli otomotiv şirketi olmuştur (Euronews, 2020).

    Otomotiv sektörünün teknolojik gelişmelere açık yapısı, ürün yaşam döngülerinin kısalmasına da neden olmaktadır. Gelişmiş sürücü destek sistemleri, hibrid ve elektrik motorlar ve araç içi bilgi-eğlence sistemleri de dahil olmak üzere yeni nesil teknolojilere yapılan sermaye yoğun yatırımlar, otomobillerin yalnızca “ulaşım aracı” olmadığını gözler önüne sermektedir.

    Otonom ve bağlı araçlar, mobiliteye ek olarak eğlenceli zaman geçirdiğiniz ya da dinlendiğiniz “3.yaşam alanı” olarak tanımlanıyor. Mercedes-Benz, müşterilerinin en çok zaman geçirdiği ve “Üçüncü Yaşam Alanı” olarak tanımladıkları otomobil kokpiti için yeni nesil dijital dünyayı daha iyi yorumlamak ve tüketici beklentilerini en üst düzeyde karşılamak amacıyla iki yeni departman kurarak, “Dijital Grafik ve Kurumsal Tasarım” ve “Kullanıcı Etkileşimi” adını alan bu departmanlar, Mercedes’in iç mekân tasarımını ne kadar önemsediğinin en büyük göstergesidir (Ferreira, Faria, Azevedo ve Marques, 2017: 1476).

    Diğer yandan, otomotiv sektörü yalnızca sıfır otomobilleri değil, sıfır otomobil piyasasından çok daha büyük bir piyasa olan ikinci el otomobil piyasasını da içermektedir. Tüketicilerin bakış açısına göre ikinci el otomobillerin satın alımında yenilik, gösteriş, prestij ve statü gibi amaçlar ön plana çıkmaktadır. Özgürlük ve yaşam kolaylığı sağlaması bakımından kentli yaşam tarzının otomobil ihtiyacı doğurduğuna yönelik bakış açısı da yaygındır (Akçi, 2016: 333). Dolayısıyla kentli yaşam tarzı ve yenilik, gösteriş, prestij ve statü gibi tamamen sübjektif temelli talep, ikinci el otomotiv piyasasında ürünlerin yaşam eğrisini kısaltmaktadır. En yeni modele, en teknolojik modele, en iyi modele sahip olma arzusu, otomobillerin asıl işlevi olan ulaşım aracı olma özelliğinin geri plana itilmesine neden olmaktadır (Köksal ve Türedi, 2014: 108).

    Bununla birlikte otomotiv sektöründe ürün yaşam döngüsünün kısalmış olması, eski teknolojiye sahip araçların piyasadan çekilmesine, daha teknolojik ve çevreci ürünlerin talep edilmesine yardımcı olmaktadır. Bir anlamda otomotiv sektöründeki ürün yaşam döngüsünün kısalığı, ekolojik sürdürülebilirlik açısından olumlu nitelik taşımaktadır.

     

    Ekolojik  Sürdürülebilirlik  ve Otomotiv Sektöründe Ürün  Yaşam   Eğrisi

    Ekolojik sürdürülebilirliği tehdit eden en büyük problem iklim değişikliği ve küresel ısınmadır. Bu durumun en temel nedenlerinden biri de artan otomotiv kullanımıdır (Sezgini, 2017: 205). Tasarımıyla, bileşimiyle ve kullanımıyla çevreye olan etkileri yaşam döngüsü süresince en aza indirilmiş ürünlerin yaratılması süreci yeşil ürün tasarımını ifade etmektedir. Otomobil üreticileri, çevresel etkileri düşük girdiler kullanan, yüksek verimliliğe sahip olan ve çok az veya sıfır atık içeren ve kirlilik oluşturmayan yeşil üretim ile mevcut üretim süreçlerinde değişiklik sağlamıştır. (Aydın, 2017). Otomotiv dünyası, milyarlarca dolarlık ARGE yatırımları yaparak emisyon değerlerini düşürmeye, araçların daha düşük yakıt harcamasını sağlamaya ve yeni hibrid ve elektrikli motorlara yönelmeye çalışmaktadır. Bunun sonucunda araç kullanımındaki emisyonların[AY1]  azaltılması, hibrid ve yakıt tüketimindeki gelişmeler ve araçların[AY2]  kullanım ömrü sonundaki geri dönüşüm stratejileri hakkında ayrıntılı bilgi içeren yıllık çevresel raporlar yayınlamaya başlamıştır (Wells ve Orsato, 2004: 374). BMW şirketi, Düşük Karbonlu Üretim ve Yeşil Büyümeyi Desteklemek için imalatın başladığı andan bitmiş taşıtın sahibine gönderilmesine kadar üretim kalitesini,  çevremizin bütünlüğünü bozmamasını amaçlamıştır (Aydın, 2017).

    Yeşil üretimde Elektrikli araçlarla beraber bataryaların da ikincil yaşamı ve geri dönüşümü kritik bir konu haline gelmiştir. Şu an için en uygun çözümün geri dönüşüme yollanmadan önce, kullanımı uygun olmayan, pillerin toplu enerji depolamada kullanılması, sonra da geri dönüşüm sürecine dahil edilmesidir. Buluttaki akıllı yazılım işlevleri ile yeni teknolojide, bataryanın durumunu sürekli olarak analiz ediliyor ve hücre yaşlanmasını önlemek veya yavaşlatmak için uygun tedbirleri alıyor. Bu tedbirler, bir elektrikli aracın en pahalı bileşeni olan bataryadaki aşınmayı ve yıpranmayı yüzde 20'ye kadar azaltabilmesi hedeflenmiştir.

      

    Şekil 3: Elektrikli Araç Pillerinde İkinci Hayat Süreçleri Şeması

    Kaynak:https://elektrotesisat.blogspot.com/2019/06/elektrikli-araclarn-bataryalarn-ikinci.html

    Sektör, son yıllarda elektrikli otomobillerin talebinin artması ile birlikte daha çevreci, daha az yakıt tüketen ve daha güvenli araçlara yatırım yapmaktadır. Toplumun artan çevre bilinci hem sektörün oyuncularını elektrikli ve/veya daha az yakıt tüketen daha hafif ve çevreci araçların üretimine yönelmekte hem de eski teknolojiye sahip, yüksek yakıt harcayan, ağır, büyük ve hantal araçlara olan talepleri azaltmaktadır (Hetterich, Bonnemeier, Pritzke ve Georgiadis, 2012: 115).

    Artan çevre bilinci, otomotiv sektörünün ekolojik sürdürülebilirliğe daha fazla önem ve katkı vermesini sağlamaktadır. Bu durumun ortaya çıkmasında 2015 yılında Almanya’da yaşanan Emisyon Skandalı’nın (Dieselgate) payı büyüktür. Dünya genelinde 11 milyon aracının test sırasında, testte olduğunu anlayıp kendini minimum emisyon salacak şekilde ayarlayan yazılımı ile[AY3]  yani test esnasında devreye giren bir yazılımla gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Araştırmalar sonucunda VW dizel motorlarının, emisyon değerleri üzerinde yapılan manipülasyonun, rölantide çalışırken test esnasında devreye giren bu yazılım sayesinde 22 dakika süre ile dizel motorların emisyon ölçümlerinin kurallara uygun limitler içinde kalmasını sağlamıştır (Pınar, 2016). Daha düşük emisyon değerleri ölçümüne neden olması Volkswagen’e pahalıya mal olmuş ve yaklaşık 30 milyar Euro’luk tazminat ile karşı karşıya kalmıştır (Euronews, 2019). Skandal, daha sonra Japon otomotiv devi Mitsubishi’ye (Euronews, 2016a) ve Fransız Renault’a da (Euronews, 2016b) sıçramış, her iki şirket de araçların emisyon değerlerini düşük gösteren müdahalelerde bulunduğu kabul etmiştir. Bu skandallar, büyük tepki çektiği kadar çevre bilincinin gelişimini de sağlamıştır.

    Emisyon Skandalı, her ne kadar otomotiv şirketlerine maddi anlamda zarar vermiş olsa da ekolojik sürdürülebilirlik için doğa dostu teknolojilere[AY4]  yatırım yapılmasın sağlamıştır. Alman otomotiv devi Volkswagen’in 2015’te karıştığı “Dieselgate” olarak adlandırılan dizel araçlardaki emisyon skandalı sonrası tüketici nezdindeki saygınlığını geri kazanmak için çevreci projelere yönelikelektrikli araç geliştirmeye büyük miktarda kaynak aktardığını açıklamıştır.Almanya, Birleşmiş Milletler İklim Eylem Zirvesi’nde elektrikli araç yatırımlarını artıracağını, ülkede 2030’a kadar elektrikli şarj istasyonu sayısının 1 milyona çıkacağını açıklamıştır. Amsterdam’da çevre ve hava kirliliğinin başlıca sebeplerinden biri olarak gösterilen dizel ve benzinli araçlar 2030 yılına kadar tamamıyla yasaklanacaktır.Cambridge Econometrics tarafından AB’de elektrikli araçlara geçiş hakkında detaylı bir çalışma yayınlanmış, raporun temel senaryosunda elektrikli ulaşım sayesinde Avrupa’nın 2030’da 49 milyar euro daha az petrol ithalatı yapacağı ifade edilmiştir                      https://www.iklimhaber.org/volkswagenin-kirli-uretimi-turkiyede/erişim tarihi:23.01.2021). Dünya’yı gelecek nesillere en azından bulduğumuz gibi bırakabilmenin yolu ekolojik sürdürülebilirliği sağlamaktan geçmektedir. Bunun için de otomotiv sektörünün çevreci teknolojilere daha fazla yatırım yapıp eski teknolojiye ve yüksek yakıt tüketimine sahip eski model araçlarını piyasadan çekmeleri gereklidir.

     

     

     

    Sonuç

    Ürünler de canlılar gibi doğar, yaşar, büyür, yaşlanır ve ölürler. Ürün yaşam döngüsü olarak adlandırılan bu süreçte bir ürün piyasa sürüldüğü andan itibaren gelişim göstererek doygunluk noktasına ulaşır, ardından düşüş görülür. Bu durum piyasaya yeni giriş yapan her ürün için geçerlidir. Otomotiv sektörü için de durum farklı değildir. Ancak otomotiv sektöründe ürün yaşam döngüsü üzerinde etkili olan bir faktör vardır ki o da teknolojidir. Otomotiv sektöründeki yoğun rekabet, otomotiv şirketlerini teknolojiye yatırım yapmaya zorlamaktadır. Sadece birkaç yıl önceki modeller dahi günümüzde eski teknoloji kalabilmektedir. Otomobile olan talebin araçların teknolojisinin hızlıca eskimesi ve otomobilin bir ulaşım aracı olmasından ziyade statü simgesi, gösteriş, yenilik merakı gibi nedenlerle olması, araç sahiplerinin araçlarından çok çabuk sıkılmalarına ve otomobillerin ürün yaşam döngülerinin kısalmasına neden olmaktadır. Ancak son yıllarda artan çevre bilinci ve eski model araçların yüksek yakıt tüketimi ve ağır ve hantal yapısı nedeniyle çevreye zarar verdiğinin bilincine varılması sonucunda “çok yakan” araçlara olan talep düşmektedir. 2019 yılında yapılan Türkiye otomotiv tüketicileri araştırmasına göre; değişen tüketici ilgisi ve büyük markaların yatırımlarına bağlı olarak Türkiye ‘de elektrik ve hibrit araçlara ilginin arttığı görülmüştür. Son yıllarda rekabette öne geçmeye çalışan üreticiler bağlantılı, otonom ve elektrikli araç teknolojisi yatırımlarına yoğunlaşmış olmakla birlikte hem dijitalleşme hem de süreçlerindeki yapısal revizyonlarla sürece adapte olmaya çalışmaktadır. Bu durum teknolojiye yapılan yatırımlar sonucunda otomobillerin ürün yaşam döngülerinin kısalmalarına neden olmaktadır. Ekolojik çevreye duyarlı olmak, işletmelerin kendi iç çevrelerindeki ergonomik ve sosyal koşulları da, yeşil anlayış çerçevesinde geliştirmeyi gerekli kılmaktadır. Yeşil imalata stratejilerinde yer veren firmalar gelecek nesiller için doğal kaynakları korumaktadır. Bu çalışmada otomotiv sektöründe ürün yaşam döngüsünün ekolojik sürdürülebilirlik ile olan ilişkisine yönelik derleme yapılmıştır. Çalışmanın gelecekte yapılacak araştırmalar için altyapı oluşturması hedeflenmiştir.

     

     

    Kaynaklar

    Akçi, Y. (2016). İkinci El Otomobil: Tüketici Bakışıyla. Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (22).

    Aytun, U. & Kılıçaslan, Y. (2017) Product life cycle and innovativeness: The case of MENA. World Journal of Applied Economics, Vol 3, No 2, pp. 48-91.

    Balyemez, F., Develi, E. İ. & Şahinoğlu, Z.B. (2005) Ürün yaşamı sürecinde üretimin yeniden yapılandırılması. V. Ulusal Üretim Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, 25-27 Kasım 2005, ss. 83-87.

    Bekoğlu, F.B.& Ergen, A. (2016) Yeni ürün geliştirme ve lansman stratejileri. International Journal of Human Sciences. Vol 13, No 1, pp. 923-938.

    Bhambri, S. (2015) Product life cycle. International Journal of Business Management. Vol 2, No 11, pp. 781-

    Cassia, Lucio, M. Fattore ve S. Paleari (2006), Emerging Businesses and Declining Industries, Edward Elgar Publishing, Glos, UKA.

    Euronews.(2016a). Emisyon skandalı Mitsubishi'ye de sıçradı. https://tr.euronews.com/2016/04/20/japon-otomotiv-devi-mitsubishi-de-emisyon-skandalina-karisti-625-bin-aracin-zehirli-gaz-saliniminin-testlerdeki-rakamlarin-cok-uzerinde-oldugu-ortaya-cikti

    Euronews.(2016b). Emisyon skandalı Fransa'ya sıçradı. https://tr.euronews.com/2016/01/19/emisyon-skandali-fransa-ya-sicradi

    Euronews. (2019). Almanya'da Volkswagen'e dev 'Dieselgate' davası: 450 bin mağdur tazminat istiyor. https://tr.euronews.com/2019/09/30/almanyada-volkswagen-e-dev-dieselgate-davasi-450-bin-magdur-tazminat-istiyor

    Euronews. (2020). Toyota'yı geride bırakan Tesla dünyanın en değerli otomobil şirketi oldu. https://tr.euronews.com/2020/06/11/toyotayi-geride-birakan-tesla-dunyanin-en-degerli-otomobil-sirketi-oldu

    Ferreira, F., Faria, J., Azevedo, A., & Marques, A. L. (2017). Product lifecycle management in knowledge intensive collaborative environments: An application to automotive industry. International Journal of Information Management, 1474-1487.

    Hetterich, J., Bonnemeier, S., Pritzke, M., & Georgiadis, A. (2012). Ecological sustainability–a customer requirement? Evidence from the automotive industry. Journal of environmental planning and management, 1111-1133.

    Isaic-Maniu, A.& Voda, V. (2008) On a model regarding the product life cycle. Management& Marketing, Vol 3, No 3, pp. 87-96.

    Jabil. (2020). Automotive Industry Life Cycle - Shorter Timelines. https://www.jabil.com/blog/automotive-industry-trends-point-to-shorter-product-development-cycles.html#scroll-download-the-Managing

    Johnson, N.R.& Reid, S. (2013) Multi - owned developments A life cycle review of a developing research area, Property Management, Vol 31, No:5, ss.363-388.

    Kamthe, M. & Verma, D.S. (2013) Product life cycle and marketing management strategies. International Journal of Engineering Research & Technology (IJERT), Vol. 2 Issue 4, pp. 2035-2042.

    Kotler, P. (1997) Marketing Management – Analysis, Planning, Implementation and Control. USA: Prentice Hall.

    Köksal, Y., & Türedi, M. K. (2014). Tüketici Otomobil Tercihinde Etkili Olan Bilgi ve İletişim Kanalları Üzerine Bir İnceleme. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 17(32).

    Mucuk, İ. (2009) Pazarlama Yönetimi ve (Yönetimi için Örnek Olaylar), İstanbul: Türkmen Kitabevi.

    Sabadka, D., Molnar, V., & Fedorko, G. (2019). Shortening of Life Cycle and Complexity Impact on the Automotive Industry. TEM Journal, 8(4).

    Sezgini, C. T. (2017). Otomotiv Endüstrisinde Yeni Nesil Çelik Kullanımının Önemi. Akademia Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi, 1(3).

    Volpato, G., & Stocchetti, A. (2008). Managing product life-cycle in the auto industry: evaluating carmakers effectiveness. MPRA.

    Wells, P., & Orsato, R. J. (2004). The Ecological Modernisation of the Automotive Industry. Proceedings of the 2003 Berlin Conference on the Human Dimensions of Global Environmental Change. Berlin: Environmental Policy Research Centre.

    Yüce, D., Hasipek, D., Karayel, E. & Yamamoto, S.G.T. (2018) Pazarlamada bütünleşik ürün yaşam döngüsü kavramı. Uluslararası İşletme ve Pazarlama Kongresi 2018, Maltepe Üniversitesi, 29.11.2018, ss. 1-18.

    https://www.iklimhaber.org/volkswagenin-kirli-uretimi-turkiyede/erişim tarihi:23.01.2021

    http://www.odd.org.tr/web_2837_1/entitialfocus.aspx?primary_id=2530&target=categorial1&type=25&detail=single erişim tarihi:23.01.2021


     [AY1]Sadece kullanım sırasındaki emisyonlar değil, üretim aşamasında emisyonu azaltacak yeşil fabrika çözümleriyle tüm karbon ayakizi düşürülmeye çalışılıyor. BMW’nin çalışmasına atıfta bulunabilirsin.

     [AY2]Elektrikli araçlarla beraber bataryaların da ikincil yaşamı ve geri dönüşümü kritik bir konu haline geldi. O konuya atıfta bulunabilirsin “battery second life” olarak geçiyor.

     [AY3]Yazılımı ile oynayarak çok genel kalmış, test sırasında testte olduğunu anlayıp kendini minimum emisyon salacak şekilde ayarlayan yazılım denebilir.

     [AY4]Dieselgate sonrası VW’nin elektrikli araç özelinde yatırımları çok öne çıktı, atıfta bulunabilirsin. Bu yatırımları açıklarlarken hep çok pişmanız, doğaya verdiğimiz zararı telafi etmek için bak napıyoruz diye herkesin dikkatini çekiyorlar.

    *****************************************************************************************************************

    Yazarlar 

    Özden İltera,c, Alican Yılmazd , Prof.Dr.Semih Ötleşa,b

    aEge Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi Anabilim Dalı

    bEge Üniversitesi, Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi (PLM) Mükemmeliyet Merkezi

    c Baş Denetçi, DQS  Denetim ve Belgelendirme

    dAraç Entegrasyon Müdürü, BMC Otomotiv Sanayi ve Tic. A.Ş.

     




ETİKET :   prof-dr-semih-otles-plm-otomotiv-ekoloji-

Tümü