
Dijital dönüşümün ve algoritmaların her sektörü yeniden şekillendirdiği günümüzde, yayıncılık dünyası da en kritik eşiklerinden birini yaşıyor. Öyle ki Market.us'ın yayımladığı küresel araştırma verilerine göre; yayıncılıkta yapay zekâ pazarının 2033 yılına kadar 40 milyar doları aşması bekleniyor. Bu veriler de yayıncılıkta yapay zekâ kullanımının geçici bir teknoloji trendi olmaktan çıkarak sektörün önemli bileşenlerinden biri haline geldiğine işaret ediyor.
Dijitalleşme ve yapay zekâ, yayıncılık sektöründe dönüşümü yalnızca kitapların yazılması ve yayımlanmasıyla sınırlı bırakmıyor. Bugün okurlar, ilgilendikleri bir konuda hangi kitabı okumaları gerektiğini, belirli bir kitaba benzer eserleri veya belirli bir ruh haline uygun kitapları doğrudan yapay zekâ araçlarına sorabiliyor. 2026'da yayımlanan bir sistematik inceleme de yapay zekâ destekli kitap öneri sistemlerinin okur tercihlerini kişiselleştirmeye ve okuma deneyimini artırmaya yönelik giderek daha fazla kullanıldığını ortaya koyuyor.
Daha dikkat çekici olan ise yapay zekânın artık kitapların “keşfedilme” biçimini de etkiliyor 2026'da yayımlanan AI Book Discoverability Index çalışmasında ChatGPT, Claude, Gemini ve Perplexity gibi araçların kitap önerilerinde hangi kaynaklara başvurduğu incelendi. Çalışmaya göre incelenen kitapların yüzde 27'si yapay zekâ tarafından hiçbir okuyucu sorusunda isimlendirilmezken, kitapların yalnızca yüzde 3'ü yapay zekâ tarafından düzenli biçimde öneriliyor.
Okur Artık Yapay Zekâya Soruyor
Yayıncılıkta yapay zekâ konuşulurken çoğu zaman ilk akla gelen konunun yapay zekânın kitap yazıp yazamayacağı olduğunu vurgulayan Ceres Yayınları Kurucu Ortağı Tuğba Dedeoğlu, “Oysa bence asıl büyük değişim kitabın bütün yolculuğunda yaşanıyor. Okur artık yalnızca kitapçıya giderek ya da bir arkadaşının tavsiyesiyle kitap keşfetmiyor. Bir konu hakkında araştırma yaparken yapay zekâya danışıyor, kendisine kitap önerilmesini istiyor, bir kitabın başka hangi eserlere benzediğini soruyor. Dolayısıyla yayıncılık açısından artık yalnızca ‘iyi bir kitap nasıl yayımlanır?’ sorusunu değil, ‘iyi bir kitap doğru okura nasıl ulaştırılır?’ sorusunu da konuşmamız gerekiyor.
Yapay zekâ bize araştırma yaparken, konu başlıklarını değerlendirirken, okur eğilimlerini anlamaya çalışırken önemli kolaylıklar sağlayabilir. Fakat bir kitabın neden yayımlanacağına, hangi hikâyenin okura ulaştırılacağına veya o kitabın nasıl bir etki yaratacağına ilişkin kararın yalnızca algoritmalara bırakılabileceğini düşünmüyorum. Çünkü yayıncılık sadece veri ve hızdan ibaret değil. Bir kitabın arkasında yazarın deneyimi, editörün bakışı, yayınevinin seçimi ve okurla kurulan duygusal bağ var” dedi.
“Emeğin Karşılığı Korunmalı”
Ayrıca son dönemde Birleşik Krallık ve İrlanda’daki ikinci el kitapçılardan gelen alışılmadık toplu sipariş haberleri, yapay zekâ şirketlerinin kitaplara yönelik artan ilgisini yeniden gündeme taşıdı. Siparişlerin doğrudan yapay zekâ şirketlerinden geldiğini söylemek için henüz yeterli veri bulunmasa da farklı ülkelerde benzer örneklerin görülmesi yayıncılık sektörü açısından dikkate alınması gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Ceres Yayınları Kurucu Ortağı Tuğba Dedeoğlu, gelişmelerin yapay zekânın yayıncılık sektörüyle kurduğu ilişkinin artık yalnızca dijital içerik üretimi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirterek şöyle konuştu: “Bir kitabın fiziksel kopyasını satın almak, o eserin arkasındaki fikri emeği ve telif hakkını yapay zekâ algoritmalarına sınırsızca devretmek anlamına gelmez. Teknoloji şirketlerinin ikinci el raflarından toplayıp taradığı her sayfa; bir yazarın yıllarca süren araştırmasını, bir çevirmenin dil emeğini ve bir editörün titiz işçiliğini barındırıyor.
İnovasyonu ve teknolojiyi elbette destekliyoruz ancak bu sürecin yayıncılık dünyasını yok sayarak ilerlemesi kabul edilemez. Eğer böyle bir durum varsa teknoloji şirketleri hangi kitapları hangi modellerde kullandıklarını şeffaf şekilde açıklamalı, meslek birlikleriyle masaya oturarak toplu lisanslama protokolleri imzalamalı ve yazarlara adil telif ödeyen bir havuz sistemi kurmalıdır. Çünkü kültürel üretimin devamı emeğin hakkının korunmasına bağlıdır”
World Media Group (WMG) Haber Servisi
Teknoloji
Teknoloji
Teknoloji