“Tek bir araştırmayla karar verilmez"

Uzmanlardan Gıda Güvenliğinde Bilimsel Kanıt Vurgusu: “Tek bir araştırmayla karar verilmez"

16:15:37 | 2026-10-21

12. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi’nde uzmanlar, gıda güvenliğine ilişkin kararların nasıl alındığını, bilimsel verilerin nasıl değerlendirildiğini ve beslenme alanındaki bilgi kirliliğiyle mücadelede sağlık profesyonellerinin rolünü ele aldı. Uzmanlar, güvenilir bilginin toplumla doğru biçimde paylaşılmasının önemine dikkat çekti.

Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilen 12. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi kapsamında düzenlenen “Gıda Güvenliğinde Bilim Temelli Risk Değerlendirmesi” başlıklı oturumda, gıda güvenliğine ilişkin bilimsel kanıtların değerlendirilmesi ve uluslararası standartların oluşturulma süreçleri ele alındı.

Gıda Güvenliği Derneği’nin de katkılarıyla gerçekleştirilen oturumda, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı, Türk Toksikoloji Derneği Başkan Yardımcısı ve FAO/WHO Gıda Katkı Maddeleri Ortak Uzman Komitesi (JECFA) üyesi Prof. Dr. Bensu Karahalil ile Birleşmiş Milletler FAO/WHO Codex Alimentarius Komisyonu Başkan Yardımcısı Dr. Betül Vazgeçer konuşmacı olarak yer aldı.

Oturumun başkanlığını, aynı zamanda kongre başkanı olan Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel ile Gıda Güvenliği Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Samim Saner üstlendi.

“Bilimsel kararlar tek bir çalışmanın sonucuna dayandırılmamalı”

Gıda güvenliğinde bilim temelli düzenlemelerin oluşturulmasında kullanılan verilerin kalitesinin belirleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bensu Karahalil, bilimsel araştırmaların yalnızca sonuçlarının değil, kullanılan yöntemlerin ve verilerin güvenilirliğinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Karahalil, “Bilim temelli bir regülasyonun güvenilirliği, kullanılan bilimsel kanıtların kalitesiyle doğrudan ilişkilidir. Tek bir çalışmanın sonucu yerine, farklı kaynaklardan elde edilen kanıtların güçlü ve sınırlı yönleri birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

Gıda katkı maddelerinin güvenliğinin değerlendirilmesinde toksikolojik testlerin ve bilimsel verilerin kullanıldığını anlatan Karahalil, bu değerlendirmeler sonucunda bir maddenin ömür boyu günlük olarak alınması durumunda insan sağlığı üzerinde olumsuz etki oluşturması beklenmeyen günlük alım miktarlarının belirlendiğini ifade etti.

Araştırmalarda standartlaştırılmış yöntemlerin kullanılmasının önemine dikkat çeken Karahalil, farklı çalışmalardan elde edilen sonuçların karşılaştırılabilmesi için veri toplama ve analiz süreçlerinin güvenilir olması gerektiğini söyledi.

Aynı madde hakkında farklı araştırmalarda birbiriyle çelişen veriler elde edilebileceğini belirten Karahalil, böyle durumlarda tek bir olumlu veya olumsuz sonuca dayanarak karar vermek yerine, çalışmaların yöntemlerinin ve sonuçlara yol açan mekanizmaların birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Bilimsel değerlendirmelerde Kanıtların Ağırlığı (Weight of Evidence) yaklaşımının önemine işaret eden Karahalil, yeni teknolojilerin de risk değerlendirme süreçlerini geliştirdiğini belirterek şunları söyledi:

“Yeni yaklaşım metodolojileri ve gelişen teknolojiler risk değerlendirmesine önemli katkılar sunmaktadır. Ancak bu yöntemlerin düzenleyici süreçlerde kullanılabilmesi, elde edilen verilerin bilimsel geçerliliği, güvenilirliği ve tekrarlanabilirliği ile birlikte değerlendirilmesini gerektirir.”

“Uluslararası gıda standartlarının arkasında kapsamlı bilimsel çalışmalar var”

Birleşmiş Milletler FAO/WHO Codex Alimentarius Komisyonu Başkan Yardımcısı Dr. Betül Vazgeçer ise uluslararası gıda güvenliği standartlarının oluşturulmasında bilimsel verilerin, bağımsız uzman değerlendirmelerinin ve ülkeler arası uzlaşının esas alındığını anlattı.

Bir gıda katkı maddesine veya gıdalarda bulunabilecek bir bulaşana ilişkin standartların belirlenmesinde öncelikle uluslararası kabul görmüş yöntemlerle elde edilen verilerin değerlendirildiğini ifade eden Vazgeçer, bu veriler üzerinden yapılan risk değerlendirmelerinin ilgili Codex komitelerinde ele alındığını belirtti.

Uluslararası standartların kısa sürede oluşturulmadığını vurgulayan Vazgeçer, “O nedenle uluslararası standardın oluşması ‘bugün konuyu belirledik, yarın uluslararası standart yayınlandı’ şeklinde değil; en az 3-4 yıl, bazen 5 yıl süren uluslararası standart çalışmaları olabiliyor” dedi.

Codex Alimentarius’un hükümetler arası bir yapı olduğunu hatırlatan Vazgeçer, standartların hazırlanmasında ülkelerin yetkili kamu otoritelerinin ve bağımsız bilimsel uzmanların görev aldığını söyledi.

Vazgeçer, “Yani tek bir ülke, tek bir uzman, tek bir çalışma ile bu tür şekilde uluslararası standart hazırlanması mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Uluslararası standartların oluşturulmasında JECFA, JMPR ve JEMRA gibi FAO ve Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki bilimsel uzman yapılarının hazırladığı değerlendirmelerden yararlanıldığını belirten Vazgeçer, bu çalışmaların hem tüketici sağlığının korunmasını hem de uluslararası gıda ticaretinde ortak ve adil uygulamaların geliştirilmesini amaçladığını ifade etti.

“Türkiye'nin bilimsel gücünü uluslararası standartlara daha fazla yansıtabiliriz”

Türkiye'deki üniversitelerin, kamu kurumlarının ve araştırmacıların uluslararası gıda güvenliği çalışmalarına daha fazla katkı sağlayabileceğine dikkat çeken Vazgeçer, bilimsel araştırmaların standartlara dönüşebilmesi için kurumlar arasında güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin bilimsel birikimine vurgu yapan Vazgeçer, “Türkiye gerçekten bilim insanıyla da dünyada bir söz sahibi. Ancak bu bilimsel çalışmanın standarda dönüşebilmesi için işte bu iş birliği gerekiyor; yani bilim, kamu ve de üretici diyoruz” dedi.

Üniversitelerin, kamu otoritelerinin ve gıda üretim zincirinin bütün paydaşlarının iletişim içinde olmasının önemini vurgulayan Vazgeçer, uluslararası Codex çalışmalarına katkıda bulunmak isteyen araştırmacıları Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü bünyesindeki Codex iletişim noktasıyla temas kurmaya davet etti.

“Bilimsel verinin halka doğru anlatılması kritik”

Kongre Başkanı Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel ise oturumda ele alınan konuların, beslenme ve gıda güvenliği alanında giderek daha fazla karşılaşılan bilgi kirliliği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Oturumun bilimsel bilginin nasıl üretildiği, değerlendirildiği ve hangi sonuçlara güvenilebileceği konusunda önemli bir tartışma ortamı sunduğunu ifade eden Büyüktuncer Demirel, bu bilgilerin özellikle diyetisyenler ve diğer sağlık profesyonelleri açısından değerli olduğunu söyledi.

Büyüktuncer Demirel, gıda güvenliğinin sağlanmasında farklı meslek gruplarının birbirini tamamlayan sorumluluklar üstlendiğini belirterek, “Bu noktada bilim süzgecinden geçmiş verinin tüketiciye, halka anlatılması gerçekten çok kritik” dedi.

Beslenmeyle ilgili her gün farklı ve zaman zaman çelişkili açıklamalarla karşılaşılabildiğine dikkat çeken Büyüktuncer Demirel, bilgi kirliliğinin yalnızca tüketicilerin değil, sağlık profesyonellerinin de kafasını karıştırabildiğini ifade etti.

Tüketicilerin karşılaştıkları bilgileri sorgulaması gerektiğini vurgulayan Büyüktuncer Demirel, “Biraz eleştirel bakacağız aslında tüketici olarak, biraz sorgulayacağız. Ve her söylenene değil de doğru bilgiye ulaşmak için birazcık çaba harcayacağız” diye konuştu.

Diyetisyenlerin bilimsel bilgiyi toplumun anlayabileceği şekilde aktarmada önemli bir sorumluluk taşıdığını belirten Büyüktuncer Demirel, hekimlerin, diyetisyenlerin, diğer sağlık profesyonellerinin ve gıda alanında çalışan uzmanların iş birliği yapmasının toplumun doğru bilgilendirilmesi açısından kritik olduğunu söyledi.

Bilimsel kanıttan toplumsal güvene

Oturumda yapılan değerlendirmeler, gıda güvenliğinin yalnızca laboratuvar araştırmaları veya yasal düzenlemelerden ibaret olmadığını; bilimsel verilerin güvenilir biçimde üretilmesinden uluslararası standartlara dönüştürülmesine ve topluma doğru aktarılmasına kadar uzanan çok aşamalı bir süreç olduğunu ortaya koydu.

Uzmanlar, gıda güvenliğine ilişkin bilimsel kanıtların bütüncül değerlendirilmesinin, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesinin ve güvenilir bilginin tüketiciye ulaştırılmasının toplum sağlığının korunması açısından önemini vurguladı.

World Media Group (WMG) Haber Servisi




ETİKET :   gida-konferans

Tümü
G-E326TP51F5