Pararescue* eğitimi, Askeri tıp ve GATA’nın kaybı

Yazar: Prof.Dr.İ.Hamit Hancı – Av.Dr.Alp Aslan

21:38:33 | 2026-04-04

Pararescue (PJ), Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri'ne bağlı, savaş veya tehlikeli durumlarda düşman hattı gerisinde mahsur kalan personeli kurtaran, tıbbi müdahale yapan paraşütçü arama-kurtarma birimidir. Bu özel birlik, yüksek eğitimli paramedikal savaşçılardan oluşur. Paraşütle Kurtarma Ekibi. Görevi,  Muharebe arama ve kurtarma (CSAR), tıbbi tahliye, acil tıbbi müdahale, dağcılık ve dalgıçlık gerektiren kurtarma operasyonlarıdır.

İran’da düşürülen uçak ve helikopter pilotlarının kurtarılması için düzenlenen operasyon bu alanın tanıtılması gerekliliğini ortaya koymuştur

Modern ordularda pararescue birlikleri, yalnızca düşen personeli tahliye eden muharebe arama-kurtarma unsurları değildir. Bu birlikler, muharebe sahasında personeli bulma, ileri travma müdahalesi, erişilmesi güç alanlarda kurtarma ve yaralının yaşatılması işlevlerini birlikte yerine getiren özel yapılardır. ABD Hava Kuvvetleri pararescue personelini, hem konvansiyonel hem de konvansiyonel olmayan muharebe kurtarma görevleri için özel olarak örgütlenmiş ve eğitilmiş personel olarak tanımlamaktadır. Aynı kaynaklar, bu personelin yalnızca kurtarma değil, yoğun tıbbi müdahale ve farklı coğrafi-iklimsel koşullarda görev yapma kapasitesiyle öne çıktığını belirtmektedir.

Pararescue sisteminin dikkat çekici yönü, personelin seçim ve eğitim sürecinin son derece ağır olmasıdır. Bu personel fiziksel dayanıklılık, psikolojik direnç, teknik kurtarma becerisi ve tıbbi uzmanlık bakımından uzun ve çok katmanlı bir eğitim hattından geçmektedir. Resmi ABD kaynaklarında pararescue mensuplarının askeri eğitim, paraşüt, dalış, kaya tırmanışı, zorlu arazi intikali ve ileri tıbbi müdahale alanlarında eğitim aldığı, ayrıca kariyerleri boyunca ulusal düzeyde paramedik sertifikasyonlarını korumak zorunda oldukları açıkça belirtilmektedir. Yani burada söz konusu olan şey, yalnızca “komando benzeri” bir sertlik eğitimi değil savaş alanında yaralıyı bulup çıkaran, stabilize eden ve hayatta tutan yüksek uzmanlaşmış bir insan gücüdür.

Tam da bu nedenle pararescue benzeri bir kapasite, arkasında güçlü bir askeri sağlık doktrini olmadan sürdürülemez. Çünkü böylesi personel, yalnızca bireysel cesaretin yanısıra harp cerrahisi, travma protokolleri, tahliye zinciri, ileri yaşam desteği, rehabilitasyon ve operasyonel tıp kültürüyle beslenir. Başka bir ifadeyle, pararescue birliği tek başına bir “elit askeri unsur” değil daha geniş bir askeri sağlık mimarisinin ön cephedeki görünür yüzüdür. Bu çerçevede pararescue modeli, modern askeri etkinliğin ateş gücününün yanında yaralısını yaşatma kapasitesine de dayandığını göstermektedir. Pararescue personeli “tam spektrum personel kurtarma” için yapılandırılmış özel bir unsur olarak tanımlanabilir.

Türkiye bakımından sorun tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. Genel Kurmay Başkanlığına bağlı Gülhane Askeri Tıp Akademisi  “GATA” nın ve ona bağlı askeri sağlık sisteminin kurumsal bütünlüğünün ortadan kalkması, askeri sağlık bilgisinin sivil sağlık sistemi içinde dağılmasına yol açmıştır. 2016 sonrasında GATA’ya bağlı eğitim yapılarının Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne, asker hastanelerinin ve ilgili sağlık birimlerinin ise Sağlık Bakanlığı’na devredildiği resmî haberlerde açık biçimde yer almıştır. Bu değişiklik, yalnızca idari bir yeniden yapılanma olarak görülmemekte aynı zamanda askeri tıbbın müstakil hafızasının zayıflaması anlamına gelmektedir.

 

Yazarlardan biri olan İ.Hamit Hancı GATA da verdiği Adli Tıp derslerinin yanı sıra TSK Sağlık Komutanlığı, Sağlık Hizmetleri Komutanlığı , GATA ve Askeri Hastanelerin düzenlediği ve alanında genellikle ilk olan Sağlık Hukuku, Afetlere Müdahale, NBC (Kimyasal Biyolojik Nükleer silahla. Günümüzde KBRN olarak değişmiştir, Tıp Felsefesi, Adli Tıp Hizmetleri, Toksikoloji gibi pek çok konuşma,panel, sempozyum ve kongrede ya konuşmacı ya düzenleme kurulu üyesi ya da eşbaşkanı olarak yer almıştır. İmkan ve Kabiliyetleri ile GATA ve askeri sağlık siteminin alanında ne kadar yetkin ve öncü olduğuna bizzat şahit olmuştur. Ayrıca Bakü de gerçekleşen Dünya Harp Cerrahları Sempozyumunda Savaş (Uluslararası İnsancıl Hukuk) sunumunu gerçekleştimiştir. Acil Tıp Uzmanlarıyla birlikte 2017 yılında Taktiksel Acil Tıp Ülkemiz İçin Bir Gerekliliktir konulu bir çalışma yapmıştır.( aktiksel Tıp (Tactical Medicine) , Askeri ve Sivil çatışma/savaş durumlarıyla hastane öncesi tıbbi bakımın kesiştiği nokta olduğuna dikkat çekerek, "Tehlikeli durumlarda öncelikli tıbbi bakım sağlamaya odaklanmıştır. Düzenli olarak askeri ve özel harekat ekipleri ile çalışmakla birlikte, bunların dışında da hizmet verdiği geniş bir yelpaze vardır.)

Gelelim günümüzdeki temel probleme. Askeri tıp, sivil sağlık sisteminin sıradan bir uzantısı değildir. Muharebe yaralanmaları, patlama travmaları, çoklu organ hasarı, yüksek riskli tahliye, zorlu arazi ve cephe koşullarında ilk müdahale, uzun süreli saha stabilizasyonu ve operasyon sonrası askeri rehabilitasyon, kendine özgü bir uzmanlık alanı gerektirir. Çatışma ortamındaki yaralar daha septiktir (mikroorganizma içeren, enfekte veya kirli/bulaşlı). Çok sayıda yaralının bulunduğu ortamda bazı hastaları triaja (ayıklamaya) tabi tutmak gereklidir. Yani “Şerefle Ölüme Terketme” . Çatışma ortamına alışık olmayan sivil personelin bu ortamda etkisiz hale gelme olasılığı da yüksektir

Gerek Taktik Tıp birliklerinin gerek Pararescue gibi birliklerin etkinliği de işte bu uzmanlık alanının kurumsal gücüne bağlıdır. Eğer bir devlet savaş alanında yaralı personelini yalnızca çekip çıkarmayı değil, sistemli biçimde yaşatmayı hedefliyorsa o devletin bağımsız ve derinleşmiş bir askeri tıp omurgasına ihtiyaç duyduğu açıktır. Bu nedenle GATA’nın ve askeri sağlık sisteminin  zayıflaması , yalnızca geçmişe ait bir kurumun kaybı değil savaş alanının sürekliliği açısından stratejik bir kapasite aşınmasıdır.

Sonuç olarak, taktik medicine/tıp ve  pararescue birliklerinin varlığı bize önemli bir ilkeyi hatırlatmaktadır: Modern askeri güç, sadece vurma kabiliyetiyle değil, kurtarma, yaşatma ve kimseyi arkada bırakmama de ölçülür. 

Yaralıyı savaş alanından çıkaracak personel kadar, o personeli yetiştirecek ve destekleyecek askeri sağlık kurumları da stratejik önemdedir.

Genelde Askeri Sağlık Sistemimizin ve özelde GATA’nın kaybı, tam da bu nedenle, idari değil doktriner bir sorundur.

World Media Group (WMG) Haber Servisi




ETİKET :   gata-askeri

Tümü
G-E326TP51F5