Pandemi Sürecinde Türkiye Ekonomisi

“Pandemi Sürecinde Türkiye Ekonomisi” konu başlığı ile gerçekleştirilen çevrimiçi seminer, 14 Ekim 2020 Çarşamba günü saat 20:30' da gerçekleştirildi. Seminer TMMOB Youtube kanalından da canlı olarak yayınlandı. TMMOB’un düzenlemiş olduğu “Pandemi Sürecinde Türkiye Ekonomisi Çevrimiçi Semineri” TMMOB Maden Mühendisleri Odası Genel Sekreteri A. Erşat Akyazılı’nın moderatörlüğünde Ekonomist Mustafa Sönmez’ in katılımıyla gerçekleştirildi.

12:51:28 | 2020-10-15

Dünyada Pandemi Süreci Ülkeleri Değerlendirme Fırsatı Verdi

Dünyada pandemi sürecinin; sağlık, maliye, ekonomi ve  sosyal olarak, ülkeleri değerlendirme fırsatı sunduğunu belirten Ekonomist Mustafa Sönmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Almanya gibi sağlık sistemi ve ekonomisi güçlü ülkeler pandemi sürecinden başarılı çıktı. Ancak, ABD gibi sağlık sistemi sosyal nüveler barındırmayan ülkeler bu süreçte başarısız oldu. Mali olarak güçsüz olan ülkelerde de aynı sıkıntı vardı. Ülkemizde de pandemi döneminde riskler sebebiyle uluslararası yatırımlar geri çekildi. Bu durumun ortaya çıkardığı döviz türbülansını, Merkez Bankası faiz arttırımı ile gidermeye çalıştı. 2018 – 2019 yılında pandemi olmadığı dönemde de aynı yöntemi uygulamıştı. Ancak o dönemde döviz rezervi bu gün olduğu gibi ekside değildi.”

Eksi 41 Milyar Dolar Rezervimiz Var

Cari fazla veren Almanya, Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerin dünyada yaşanan döviz sıkıntısından çok fazla etkilenmeyeceğini, ABD gibi doları dünya parası olan bir ülkenin de sıkıntı yaşamayacağını; ancak bizim gibi hem cari açığı olan hem de para biriminin değeri her geçen gün eriyen bir ülkenin ise sıkıntı yaşayacağını dile getiren Sönmez sözlerine şu şekilde devam etti: “ Türkiye rezervleri birkaç yıl öncesine kadar kısa vadeli borçlarını karşılıyordu.  Ancak birkaç yıldır uygulanan doları aşağıya doğru baskılama politikası ile döviz rezervi eritildi. Kısa vadeli borçları ödeme zorluğu ortaya çıktı. Katar ve Çin ile Swap yaparak bu sorun aşılmaya çalışılsa da sorunu çözmedi. Bu iki ülkeyle ve içerideki bankalarla 60 milyar dolarlık swap anlaşması yapıldı. Ancak bu anlaşmalar dünya piyasalarında Türkiye’ye olan güveni sarstı. Uluslararası medyada konuyla ilgili bir çok yazı yayınlandı. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz rezervlerinin eridiğine dair haberler yapıldı. Piyasaların Türkiye’ye güveni azaldı. Şu anda yapılan swap anlaşmaları ile eksi 41 milyar dolarlık rezervimiz var. Geçtiğimiz yıldan bu yana ekonomimiz yüzde on civarı daraldı.”

İhracatçı Ülke Konumundan İthalatçı Ülke Konumuna

Pandemi döneminde gıda güvenliği ve tarım sektöründe de sıkıntılar yaşandığınız belirten Sönmez konu ile ilgili  şunları söyledi: “Dünyanın çeşitli ülkelerinde gıda ve tarım sektörüne son derece önem verilirken, bizde bu alanlara günden güne daha az önem verilmekte.  Türkiye tarım ve gıda sektörlerinde; kendine yetebilen ihracatçı bir ülke iken, günümüzde neredeyse tüm temel ihtiyaçlarını ithal eder duruma geldi. Avrupa ve Amerika bu sektörlerde gerçekleştirdiği üretimleri hiç bırakmadı. Yalnızca daha teknolojik hale getirdi ve katma değerli üretim yapar duruma geldi. Biz ise bu üretimleri terk ederek ithalatçı bir ülke konumuna geldik. Örneğin yakın zamana kadar pamuk ihraç eden Türkiye, ABD ve Yunanistan’dan pamuk ithal eder duruma geldi. Tarım, hayvancılık ve gıda sektörlerinde üretim maliyetleri, ürünün satış fiyatının üzerine çıktığı için üretici zor durumda kaldı ve üretimi bıraktı. Bu da ülke olarak temel ihtiyaç maddelerinde dışa bağımlı hale gelmemize sebep oldu. Aynı durum maden sektörü için de geçerli. 2003-2013 yılları arasında döviz kurlarının makul seviyelerde olması ve bazı madenlerin yeraltından çıkarılma maliyetlerinin dışarıdan ithal edilmesi maliyetlerinden daha fazla olması sebebiyle bu sektörde de ithalat yaygınlaştı. Madencilikte diğer sektörlere göre daha fazla ivme kazanan alan; mermer ve taş ocakları. Bunun sebebi; son 18 yıldır inşaat sektörüne verilen önem. Aynı zamanda altın arama çalışmaları da yoğun. Madencilikte genel olarak; sanayi üretiminde  kullanım yaygınlaşmalı.”

Kurumlar Vergisi Oranları Çok Etkili Değil

Ekonomist Mustafa Sönmez son olarak şunları söyledi: “ İktidara yakın ekonomi çevrelerinden ve iş dünyasından kurumlar vergisinde indirime gidileceği yönünde söylemler mevcut. Türkiye’de kurumlar vergisinin genel toplam içerisindeki payı yüzde 30’lar civarında. Bunun da büyük çoğunluğu vergi muafiyeti sebebiyle toplanmıyor. Vergilerin yüzde 70’i toplumun genelinden yani dolaylı vergilerden toplanıyor. Onun için kurumlar vergisindeki oranların düşürülmesi makro  ekonomide çok etkili olmaz. Kurumlar vergisinin düşürülme sebebi, iş dünyasına dönük yatırım teşviki olarak algılanabilir.”

World Media Group (WMG) Haber Servisi




ETİKET :   tmmob-mustafa-sonmez-ekonomi-turkiye

Tümü