Özel milletvekilleriyle toplantısının ardından Türkiye’yi sarsan fon vurgununa dair konuştu. Vurgundan ‘asrın soygunu’ diye bahseden Özel, krizin ekonomiye maliyetinin 90 milyar dolar (4 trilyon 411 milyar 598 milyon 400 bin lira) olduğunu iddia etti.
Özel’in açıklamaları özetle şöyle: YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, ‘fon soruşturması şüphelileri’ni sıralayıp ekledi: “Hepsi Erdoğan’ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var; Recep Tayyip Erdoğan.”
Özel milletvekilleriyle toplantısının ardından Türkiye’yi sarsan fon vurgununa dair konuştu. Vurgundan ‘asrın soygunu’ diye bahseden Özel, krizin ekonomiye maliyetinin 90 milyar dolar (4 trilyon 411 milyar 598 milyon 400 bin lira) olduğunu iddia etti.
Özel’in açıklamaları özetle şöyle: * Ne yazık ki yeni yasama yılına tarihimizdeki en büyük finansal krizlerinden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece ‘finansal kriz’ demenin yeterli olmadığı bir devlet kriziyle karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisinin açtığı yolda iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı.
* 800 milyar liralık vurgun çarkı üç-beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi. Fon krizi patlak verdiğinde bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz AK Partili eski bakan ve mevcut genel başkan yardımcısının adeta deveyi hamutuyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar.
* Fatma Hanım, eşiyle birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan hemen önce 2,2 milyar lirayı kapıp kaçmış. Fatma hanımın fona yatırdığı parayla 27 daire alabiliyorsunuz. Fatma hanımın beş ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz.
‘Bu isim buzdağının görünen yüzü’
* Bu isim buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabinenin diğer öğeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için Fatma hanım doğrudan kendi ve eşinin ismiyle işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır. İşlemlerini çantacılara yaptıran maharetli isimlerden değildir. İşlemlerini Lüksemburg’daki offshore hesapları üzerinden vekaletle yaptıran bakanlardan değildir. İşlemlerini Hollanda’dan, Akdeniz’deki çeşitli ada ülkelerindeki farklı bankacılık uygulamalarına tabi bankalardan yapanlardan değildir. Bu yüzden doğrudan ismi listede görünen birisidir.
‘AK Parti’nin saadet zinciri’
* Burada piyasa gerçeklerine aykırı biçimde koyduğu parayla yüzde 1000 değer katıp kaçanlar, bir saadet zinciri oluşturmuşlardır. Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti’nin saadet zinciri olduğudur. Kapıp açtıkları paralar havadan gelmemiştir. O paralar 455 bin mağdurun parasıdır, para neredeyse hesap da oradadır.
‘Toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş’
* Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve “Haberim yokmuş gibi çekin bakalım” diyor. Yahu yanınızdakiler milleti soymuş, borsa çökmüş, fonlar patlamış, toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz.
* Fatma Betül Sayan Kaya, elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Bu fon TERA’yı, diğerlerini AK Parti’nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, bakan isimlerinden bilirler. “Onun parası oradaymış, bunun parası oradaymış” diye birbirlerini yüreklendirdiler.
* Kimin ne para götürdüğü MASAK’ın çeşitli takipleriyle bu dönem maliye bakanının üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde bakalım bu sınavdan geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır?
* Göreceğimiz şudur; yurt dışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden, daha önce isimlerini verdiğimiz, soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar… Yurtdışında offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur. Paraları kim çoğalttı, onların yakalanıp ilan edilmesi devletin sorumluluğu.
* Bu konuda üzerimize düşen muhalefet olarak en ciddi takibi yapacağız. Çalışma grupları kurduk, yurt içinde, yurt dışında çalışacağız. Meclis’te komisyon kurulursa orada mücadele edeceğiz. Tüm imkanları zorlayacağız ve bir şekilde bu milletin bu parasını çalanları ya ortaya çıkaracağız ya milletimizin seçimden sonra verdiği yetkiyle teker teker ortaya çıkaracağız.
* Paranızı çoğaltıp da çalanlar değil de ona zemin hazırlayanlara bir bakın ki her birinin orada fonda hesapları da var. Emre Alkin, TERA’nın tutuklu yönetim kurulu üyesi. Kim bu? Bizzat Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyesi. Atamasının altında Erdoğan’ın imzası var.
* Kerem Alkin, TERA Bağımsız Yönetim Kurulu üyesi. Türkiye’nin OECD Daimi Büyükelçiliği’ne Erdoğan tarafından atanmıştı. Varlık Fonu ve Halkbank’ın yönetimindedir.
* Emre Tezmen, TERA Yatırım Yönetim Kurulu başkanı. Fatma hanımın ve ailesinin yakın arkadaşı.
* Erkan Kilimci, TERA Başkan Vekili ve Genel Müdürü. Eski Merkez Bankası başkan yardımcısı. Atamasını Erdoğan yaptı. 200 liranın üzerinde imzası var.
* Fecir Alptekin, TERA’nın Yönetim Kurulu Üyesi. Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Üyesi idi.
* Abdulkadir Özkan, yönetim kurulu üyesi. Başbakanlık Başdanışmanı, Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda basın müşaviriymiş.
* Erdin Özel, TERA Portföy Yönetim Kurulu başkanı. AK Parti ekonomi işleri başkan yardımcısıydı. Önce inkar ettiler. Anadolu Ajansı kayıtlarını silmeyi unuttular. AK Parti ekonomi işleri başkan yardımcısı olarak basın açıklamaları ortada.
* Serdar Turhan, Pusula’nın tutuklu yönetim kurulu başkanı. Eski AK Parti Gençlik Kolları başkanının ortağı.
* Muhammed Yarız, Pusula Portföy’de yönetici ve tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları yönetim kurulu üyesi.
* Özdemir Ataseven, Özata Denizcilik Yönetim Kurulu başkanı. AK Parti Tuzla ilçe başkan yardımcısıydı.
* İskender Balcı, Özata Denizcilik’te yönetici. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı.
* Hepsi Erdoğan’ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var; Recep Tayyip Erdoğan. Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan cumhurbaşkanı olmaz. Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi ‘asrın soygunu’nu yapanları teker teker atayandan Cumhurbaşkanı olmaz.
‘Asrın soygunu’nun maliyeti 90 milyar dolar’
* Borsadaki kayıp, şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para, 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti, 90 milyar dolar. Üç yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık, Erdoğan bunun adına ‘asrın felaketi’ dedi ve ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, ‘asrın soygunu’nun maliyeti 90 milyar dolar.
* Asrın soygunun ekonomiye etkisi deprem etkisidir. Kimse kimseyi kandırmayacak, kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz; asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir ve düpedüz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur ve maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir.
‘AK Partili ‘fonzi’lerin yöntemi’
* Şimdi bugün Fatma Betül Sayan Kaya’dan çok daha maharetli olan AK Partili ‘fonzi’lerin bir yöntemini açıklayalım: Bunlar fonlarda, hisselerde yakalanmamak için kendileri işlem yapmıyorlar. Üçüncü kişilere işlem yaptırıyorlar. 17 Mart 2026’da o zaman önceki partimizin genel başkanı olarak bir basın toplantısı yapmıştım, Erdoğan’ın ‘turpun büyüğü’ ifadelerine karşı ‘turpun küçüğü’ hatırlatmasıyla bir basın toplantısı. Orada memur maaşıyla edinilmesi akıl almaz bir serveti tapularıyla, belgeleriyle açıklamıştım.
‘Akın Gürlek’in avukatı zıpladı; ‘Tapuları istemeyin’ diyor’
* Adalet Bakanlığı’na atanan, geçmişte İstanbul başsavcısı olan kişinin 16 tapusunu ID numaralarıyla vermiştim. Ertesi gün dördü üzerinde aktifi gösterdi, yakın yani iki ay içinde satılmış 12 tapuyu gizledi. ID numaralarını ilan ettim, “Bizi yalanlayın” dedim.
* Örneğin Şehircilik Bakanlığı’nın önündeki bilgisayara o ID numaralarını girince o evin şu an ve bir önceki sahibi belli, ne zaman satıldığı belli. Tek bir açıklama yok Murat Kurum’dan.
* Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelere ‘vergi kaçakçılığı’ olmasın diye yollanan yazılarda Murat Kurum bu 16 tapunun Adalet Bakanı’na ait olduğunu yazmış zaten. Belediyelerin her birinin kayıtlarında var. Erdoğan, adalet bakanına “Sen bu konuda konuşma, sus” dedi. Bana dava açtılar. Davanın birincisi görüldü. Dava açarken ne diyordu adalet bakanı? “Nasılsa mahkeme tapuları ister”. Avukatımız mahkemenin tapularını istemesini istedi.
* Kendisinin avukatı ayağa zıpladı; “Karşıyız. Bu bir tazminat davasıdır, delile gerek yoktur. Müvekkilim söylenen bu sözlerle itibar kaybetmiştir, tazminat verin”. Neredeyse tazminata hükmedecekti. Avukatlarımızın itirazı, isyanıyla bir mahkeme ertelendi.
* Burada herkesin önünde söylüyorum: O 16 tapuyu mahkemeye istiyor benim avukatlarım. Bakanlığa ilgili kurumlara yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım. Adalet bakanının avukatları “Tapuları istemeyin” diyor. Bu durumla karşı karşıyayız.
* O toplantıda açıkladığım üç isim hiçbir açıklama yapmadılar. O tapular üzerinde işlem yapanlar, paraya döndüğünde o tapuları, o paraları alanlar, götürenler yapılmadı. Ama o günden bugüne bir şey yapıldı. O da nedir biliyor musun? Turpun küçüğü basın toplantısı. Partimize polis girdikten ve butlan yönetimi yerine oturduktan birkaç gün sonra partinin arşiv hesaplarından çıkarıldı ve silindi. Elbette her yerde var ancak butlan yönetiminin benim geçmişte yaptığım ve bizim geçmişte yaptığımız parti sözcülerimizin geçmişte yaptığı bütün basın toplantıları dururken sadece ve sadece turpun küçüğü basın toplantısını parti kayıtlarından çıkartmıştır.
* Bu da bugünkü adalet bakanıyla bugünkü butlancıların arasındaki ilişkiyi ve ilk iş olarak masanın tozunu silmeden basın toplantısını silenlerin nereden talimatla, kimle ilişkili olduğunu göstermektedir.
‘200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılarca yapılmıştır’
* Şimdi de fondaki 200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aittir ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri yarınlarının izlenmesi, yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine, yurt dışındaki ülkelerle iş birliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçirilmesi gereklidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i asla ve asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir.
* Ayrıca sıralı tam liste elinde olan Erdoğan’a söylüyoruz. Fatma hanımı sakladınız, ortaya çıkınca, “Biz yanlışın arkasında durmayız” diyorsunuz. Parti Sözcümüz Sayın Zeynel Emre bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışınız arkasında durdunuz, bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmışsınız, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın.
* Türkiye’de ikili bir hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyon 200 milyon lirayı gören AK Partiliyi “Nefsine uydu” deyip işin içinden ayıklayanlar diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2 bin lira para gönderdi diye birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var.
World Media Group (WMG) Haber Servisi
Gündem
Gündem
Gündem