'Mekke İttifakı' Mezhep Cephesidir

Dış Politika Başkanımız Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, Suudi Arabistan ve Pakistan'la kurulduğu belirtilen 'Mekke İttifakı'nı, Türkiye'nin yurt dışına asker göndermesini ve Türkiye'nin dış politikasındaki gelişmeleri değerlendirdi.

16:40:17 | 2026-10-07

Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel: “Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte kurduklarını söyledikleri bir Mekke İttifakı doğrultusunda yurt dışına Suudi Arabistan'a asker yollamaya başlayan bu iktidar anayasa suçu işlemektedir. Hemen en son söylenecek olanı en başta söyleyeyim. Çünkü böyle bir ittifak yoktur, resmen yoktur. Anayasamızın 92. maddesine göre yurt dışına asker göndermek ve yurt dışından asker kabul etmek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iznine tabidir. Bunun dışında, eğer ittifak antlaşmaları Meclisin onayından geçmezse, Meclis tarafından onaylanmazsa bunlar yok hükmündedir. Ve dolayısıyla şimdi yapılan budur. Oysa AKP iktidarının Mecliste hem de direktifle hareket eden, elini kaldırıp indiren pek çok milletvekili var ve bu milletvekilleriyle bu ittifak rahatlıkla onaylanabilir. Ama onaylanma sürecinde mutlaka milletin vekillerinin ve tabii dolayısıyla Türk milletinin bu sözde ittifakın içeriğiyle ilgili bilgi sahibi olması gerekecektir. Dolayısıyla bir şeyleri saklıyorlar. Ne saklıyorlar? Onu merak ediyoruz. Bu ittifak metnini imzalayanlardan başka gören, duyan da yok ve bilmiyoruz bu ittifakın içeriğini.

Zaten bu ittifakın siyaseten de yanlış olduğunu her bakımdan söylemek gerekiyor. Bir kere bu ittifak bir bölgesel ittifak olarak sunulmaya çalışılıyor Türk kamuoyuna ama hemen şunu söyleyeyim, bu ittifak Amerika Birleşik Devletleri'nin direktifiyle ve İsrail'in izni ve isteğiyle kurulan bir mezhep cephesi olduğu için bir bölgesel ittifak olarak sayılamaz, görülemez. Bir de tabii bu sözde ittifakı yapanlar geçmişi de hatırlamıyorlar ve geçmişi de hatırlamadıkları için yeni Osmanlı kafasıyla Mekke-i Mükerreme'nin bekçiliğine soyunarak ve belki de hilafete doğru ilk adımı atma hevesi içerisinde bu ittifakı yüceltme peşindeler. Halbuki önce Medine'den, sonra Mekke'den nasıl katliamlarla çıkartıldığımızı bir hatırlasınlar 1916 ve ertesinde. Ve hastane yataklarında süngülenen yaralılarımızı, şehitlerimizi hatırlasınlar. Bu tarih bilgisi eksikliği herhalde Türkiye Cumhuriyeti'ni başkalaştırma gayretleriyle giderilmeye çalışılıyor.

Yakın tarihe baksınlar isterlerse. Gözümüzün önünde yok edilen, asit havuzlarında eritilen gazetecileri hatırlasınlar ve Suudi katillerin nasıl kovuşturulmadan Suudi Arabistan'a gidip kahraman olduklarını hatırlasınlar. Onun dışında bunu unuttularsa, o zaman 15 Temmuz günü dışarıdan kimleri suçladıklarını hatırlasınlar ve biraz belleklerini tazeletsinler. Bütün bunların yanında şunu da bilmek gerekiyor: Bu, biraz önce söylediğim gibi, bir bölgesel ittifak değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nin direktifiyle ve İsrail'in isteğiyle kurulan bir mezhep cephesidir. Buna ittifak demek mümkün değildir. Kaldı ki Amerika Birleşik Devletleri zaten bölgede tutunamadığı için Suriye'den, Irak'tan ve bundan sonra da muhtemelen bütün Körfez ülkelerinden çekilmek zorunda kaldığı için geriye kendisine ve İsrail'e vekâlet edebilecek güçler bırakmak peşindedir. Ve bu sözde ittifak işte bunun için kurulmuştur.

Oysa Türkiye'nin dış politikasında çok daha önemli meseleler vardır. Bakın, geçen hafta içerisinde üç gemimiz Ukrayna tarafından vuruldu. Gemicilerimiz, gemi adamlarımız öldü. Onları kaybettik ve bu konuda ne basında bir ses var ne de iktidar ve muhalefetten bir ses duyuyoruz. Bu konuda duyarlılığımız kaybolmuş durumda ve muhalefet partileri içerisinde bir tek Zafer Partisi bu konulara dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra Kıbrıs'ta olan bitenlere bakın. Kıbrıs'ta İsrail, Yunanistan ve Rum yönetimi arasında ittifak kuruluyor. Amerika Birleşik Devletleri'ne ve Fransa'ya Garanti Antlaşması'na, 1959-60 düzenlemelerine tamamen aykırı bir şekilde adayı askerleştirme, askerileştirme izni veriliyor Rum yönetimi tarafından ve Türkiye bu konularda sessiz. Burnumuzun dibinde, Meis'e kadar, yani yüzme mesafesindeki Meis Adası'na kadar Yunan Başbakanı, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı geliyorlar ve oraya askeri birlik yerleştiriyorlar. Ve bu konuda bir şey yapmıyoruz. Bu konuda sessiz kalıyoruz.

Çevremizde bütün bunlar olurken bir millet, iki devlet diye yakınlaştığımız, sevdiğimiz Azerbaycan'la bir mezhebi yaklaşma yüzünden kötü olmaya başlarken, bir yandan en çok önem verdiğimiz konu Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in desteğiyle Husileri durdurmak oluyor. Dolayısıyla bu konuda devleti yönetenler ve devleti yönetenlere seyirci kalan muhalefet ve bütün bunları görmezden gelen basın suçludur, suça iştirak etmektedir. Anayasa suçu işlemektedirler.”

World Media Group (WMG) Haber Servisi




ETİKET :   zp-mekke-ittifaki

Tümü
G-E326TP51F5