Sosyal Medya İle Nereye

Tüm dünyada egemenlerin sosyal medya ile sıkıntısı bitmiyor bitmeyecek gibi görünüyor. Çünkü bu mecralarda dolaşan verilerin bir çoğu iktidarların toplumu baskı altında tutma aygıtlarına bir başkaldırıyı ifade ediyor.

03:40:59 | 2021-04-01
İlker Kaplan
İlker Kaplan      gazete.haber@gmail.com

Louis Althusser’in  “İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları” kitabını üniversitede okumuştuk. Devletin ideolojik aygıtlarının; aile, okul, kilise-cami ve “yandaş akım medya” aracılığı ile yeniden üretildiğini  ve toplumun sürekli bu şekilde maniple edildiğini değişik argümanlarla anlatıyordu. Ancak günümüzde bu ideolojik aygıtların sosyal medya ile  genel olarak da internet ile parçalandığını söylemek gerekiyor. Kontrol edilemiyor. Gerçekler her ülkede, her eve kadar yayılabiliyor.

Günümüzde;   bizim yaşadığımız coğrafyada iktidarı yetmiş yıldır   elinde tutan muhafaza-kar cenah  için de aynı durum geçerli  “camiler” başta olmak üzere   ideolojik aygıtları toplumu maniple etmek için kullandılar. Ancak teknolojideki gelişim ve bilişimin her eve girmesi ile herkesin kendi medyasını yaratması ve fikrini doğrularını anlatması ile onlarda zor durumda kalmış görünüyor. İkide bir çıkıp kürsülerden “sosyal medya” kısıtlamalarından bahsetmeleri, yalanlarını  gizleyemelerinden kaynaklı.  Medyanın yüzde 98’ini kontrol ederken ve “gerçeklerle değil algılarla” ülke yönetmeye çalışırken bunu becerememelerinin  sebebi sosyal medya.  Örneğin artık; İsmet İnönü’nün "asker  kaçağı” olmadığını kurtuluş savaşı kahramanı olduğunu herkes biliyor.   Bunun  gibi binlercesi...

Sosyal Medya Etkisi Görünenden Fazla

Sosyal Medya paylaşımlarınızı görenler ve etkileşimde bulunanlar arasında çok büyük fark olabilir. Bu durum sizi üzmesin. İletişim bilimi  söylüyor ben söylemiyorum. Üzülmeyin fikrinizi açıklamaktan korkmayın. Geri adım atmayın. Vurun tüm dünyada;  ‘otoriter, otokratik ve işe yaramaz yönetimlerin,  böğrüne böğrüne…

Örneğin sosyal medyada  sizin için  çok önemli bir şey paylaşıyorsunuz, ve bu paylaşımınızı beş bin  kişi görüyor  ama sadece yirmi kişi “like” atıyor   ya da “beğeniyor” diyelim.  Buna iletişimde “yüzde bir kuralı” diyoruz. Dijital içeriklerle girilen iletişim, etkileşim ve viralleşme oranı bu… Ortada üzülecek kırılacak bir durum yok . Kızmayında sakın  

Araştırmalar gösteriyor ki; bir toplum veya topluluktaki tüm kullanıcıların yalnızca yüzde biri  içerik üretir, yüzde onu  bu içeriklerle etkileşime girer, yüzde seksen dokuzu  da; okur, izler, dinler, güler, kullanır, faydalanır ama hiçbir şekilde etkileşime girmez.  Bu toplumun genel yapısı ile ilgili bir durum. Hadi biraz esnetelim  değişik mecralarda; etkileşime girme oranı yüze 1 - 3 arasında değişir.

Bu aynı zamanda bir sürü psikolojisi ve sosyolojik sebepleri var. Tek bir şeyi unutmasak yeter:
Biri bir paylaşımınızı beğendiğinde illa da gerçekten beğenmiş olunmuyor. Kapsamlı makalelerde böyledir çoğunlukla. Beğen butonuna basanların çoğu makaleyi okumaz.
Tam tersi de geçerli: Paylaştığınız şeyi okuyup, izleyip, faydalanıp da "beğen" butonuna basmayan kişiler aslında çok beğenmiş olabilirler de bunu belli etmek istememiş olabilirler.
Sosyal medyada beğenilme ihtiyacı hissetmek doğal  ama bunu abartmak hastalık belirtisi. Faydalı olduğunu düşündüğünüz şeyi paylaşmaktan çekinmeyin. Kaç kişinin "beğen"e bastığını da boş verin. Düşüncelerinizi açıklamaktan korkmayın.

Fikri hür vicdanı hür ve irfanı hür olmak …

Günümüzde en çok ihtiyacımız olan olgu belki de…




ETİKET :   ilker-kaplan-sosyal-medya-analiz-

Tümü