Bahçıvan: “Sıfır atık Yarının Kalkınma Vizyonudur”

Bahçıvan: “Sıfır atık yalnızca çevre politikası değil, yarının kalkınma vizyonudur”

18:03:11 | 2026-06-06

 

 

 

Bahçıvan: “Dünya ekonomisi her yıl yaklaşık 100 milyar tonun üzerinde kaynak tüketiyor. Buna karşın bu kaynakların yalnızca küçük bir bölümü ekonomik döngü içinde yeniden değerlendirilebiliyor. Nüfus artışı, kentleşme, enerji ve hammadde talebindeki yükselişin yeni bir üretim anlayışını zorunlu kılıyor. Bugün meselemiz yalnızca daha fazla üretmek değil; daha akıllı, daha verimli üretmektir. Daha az kaynakla daha fazla değeri, mümkünse hiç atık oluşturmadan üretmektir.”

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında “Sıfır Atık Perspektifiyle Sürdürülebilir Büyüme: Sanayinin Döngüsel Ekonomiye Geçişi” başlıklı ana oturumda yaptığı konuşmada, sıfır atık yaklaşımının sanayi, kalkınma, rekabet gücü ve gelecek nesiller açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.

Konuşmasında dünya ekonomisinin her yıl yaklaşık 100 milyar tonun üzerinde kaynak tükettiğine dikkat çeken Bahçıvan, buna karşın bu kaynakların yalnızca küçük bir bölümünün ekonomik döngü içinde yeniden değerlendirilebildiğini belirtti. Nüfus artışı, kentleşme, enerji ve hammadde talebindeki yükselişin yeni bir üretim anlayışını zorunlu kıldığını dile getiren Bahçıvan, “Bugün meselemiz yalnızca daha fazla üretmek değil; daha akıllı, daha verimli üretmektir. Daha az kaynakla daha fazla değeri, mümkünse hiç atık oluşturmadan üretmektir” dedi.

Sıfır atık yaklaşımının yalnızca bir çevre politikası olmadığını, bir kalkınma, üretim ve refah modeli ve bir medeniyet vizyonu olduğunu belirten Bahçıvan “Döngüsel ekonomide, kaynaklar tükenen varlıklar değil korunması gereken sermayedir. Bir fabrikanın atığı başka bir fabrikanın hammaddesi olabilir. Bugünün atığı yarının kaynağı olabilir. Doğanın milyonlarca yıldır yaptığı şey de tam olarak budur” sözleriyle döngüsel ekonomi yaklaşımının temel felsefesini ortaya koydu. Konuşmasında İstanbul ve Anadolu’nun üretim, ticaret ve medeniyet birikimine de değinen Bahçıvan, Türkiye’nin sürdürülebilirlik hikâyesinin köklü medeniyet birikimini çağın teknolojileriyle buluşturma iddiası taşıdığını söyledi. Bahçıvan, ekonomik büyüme, toplumsal refah ve çevresel sorumluluğun aynı vizyon içinde ele alınması gerektiğini belirterek, bugün atılan her adımın gelecek nesillere daha dirençli ve daha müreffeh bir dünya bırakma sorumluluğu taşıdığını ifade etti.

 Sürdürülebilirlik iyi niyetli bir tercih olmaktan çıktı

İSO’nun 23 bine yaklaşan üyesiyle Türkiye sanayi üretiminin yaklaşık üçte birini temsil ettiğini hatırlatan Bahçıvan, yıllar içinde farklı sektörlerden çok sayıda üretim tesisini ziyaret ettiğini anlattı. Geçmişte sanayicilerle yapılan görüşmelerde daha çok enerji maliyetleri, finansmana erişim, ihracat pazarları, kur riski ve işgücü maliyetlerinin konuşulduğunu belirten Bahçıvan, bugün bu başlıklara suya erişim, karbon ayak izi, kaynak verimliliği, yeşil finansman ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin de eklendiğini söyledi. Bahçıvan, sürdürülebilirliğin artık iyi niyetli bir tercih olmaktan çıktığını belirterek, “Bu konu artık Yönetim Kurullarının gündemindedir, yatırım kararlarının merkezine yerleşmiştir ve ihracat stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Sürdürülebilirlik artık rekabet gücünün belirleyici unsurlarından biridir” dedi. Sanayinin dönüşümünde bilimin, teknolojinin ve insan kaynağının birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, yapay zekâ, dijital ikiz teknolojileri, yeni nesil malzemeler, robotik sistemler ve veri analitiğinin kaynak kullanımını iyileştirme konusunda büyük fırsatlar sunduğunu belirtti. Bahçıvan, “İnsanlık tarihinde ilk kez ekonomik büyümeyi kaynak tüketiminden ayrıştırabilecek araçlara sahibiz. Bu nedenle geleceğe dair umutluyum. Sorunlarımız büyük ama çözümlerimiz de tarihte hiç olmadığı kadar güçlü” ifadelerini kullandı.

Çocuklara araştırmanın önemini öğretmeliyiz

Teknolojinin tek başına yeterli olmayacağını, dönüşümün merkezinde insanın bulunduğunu söyleyen Bahçıvan, yeşil ve dijital dönüşümün yeni yetkinlikler gerektirdiğine dikkat çekti. Eğitim sisteminin bu dönüşümün temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Bahçıvan, çocuklara merak etmeyi, sorgulamayı ve araştırmayı öğretmenin önemine işaret etti. “Yeşil ve dijital dönüşümün gerçek yakıtı toplumsal dönüşümdür” diyen Bahçıvan, bilimsel düşüncenin güçlendirilmesi ve nitelikli eğitimin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Konuşmasında yeşil dönüşümün finansman boyutuna da değinen Bahçıvan, yeşil yatırımların sermayeye erişiminin hayati önem taşıdığını vurguladı. Temiz teknolojilerin teşviki, girişimcilik ekosistemlerinin güçlendirilmesi ve araştırma-geliştirme kapasitesinin artırılmasının dönüşüm sürecinin temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti. Bahçıvan, bu dönüşümün kamu, özel sektör, akademi ve finans dünyasının ortak vizyonu ile mümkün olabileceğini belirtti.

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının son derece anlamlı olduğunu dile getiren Bahçıvan, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir mesele değil, üretim sistemlerinin geleceğini belirleyen stratejik bir konu olduğunu söyledi. Türkiye’nin üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı, girişimcilik ruhu ve stratejik konumuyla bu tartışmanın merkezinde yer alabilecek ülkelerden biri olduğunu belirten Bahçıvan, COP31’in gelişmekte olan ekonomilerin sesini daha güçlü duyurması açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Bahçıvan, iklim dönüşümünün adil ve kapsayıcı olması gerektiğini de vurguladı. Türkiye’nin üretim gücünün temelinde KOBİ’lerin, atölyelerin, aile işletmelerinin ve Anadolu’nun dört bir yanında üretim yapan insanların bulunduğunu belirten Bahçıvan, yeşil dönüşümün gerçek başarısının milyonlarca küçük adımın aynı yönde atılmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

İSO çevre konusunda adım atan ilk kurum

İSO’nun çevre bilinci konusunda ilk adım atan kurum olduğunu, yıllar öncesinden itibaren ilk Çevre Ödülleri programını düzenlemekten COP’u ülkenin gündemine ilk kez getirmeye kadar pek çok konuya öncülük yaptıklarının altını çizen Bahçıvan, İSO’nun sanayinin dönüşümüne destek olmayı temel amaçları arasında gördüklerini de belirtti. Bahçıvan, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirilen iş birliği kapsamında sanayide sıfır atık farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini, İstanbul Sıfır Atık Haftası’nın da sıfır atık bilincinin artırılması ve çevresel sürdürülebilirlik anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli katkılar sağladığını söyledi.

Çocuklarımız bizim için “Onlar doğru şekilde büyümeyi seçtiler” desin

Bugün insanlıktan beklenenin yalnızca daha fazla üretmek değil, çocukların gurur duyacağı bir üretim sistemi kurmak olduğunu vurgulayan Bahçıvan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz umudu bilimde, gücü teknolojide, potansiyeli insanımızda ve geleceği üretmeye devam eden ama doğayla uyum içinde büyüyen bir sanayide görüyoruz. Gelin birlikte öyle bir gelecek inşa edelim ki; fabrikalarımız daha verimli, şehirlerimiz daha yaşanabilir, ekonomilerimiz daha güçlü olsun. Bir gün çocuklarımız dönüp bu döneme baktığında, ‘Onlar doğru şekilde büyümeyi seçtiler ve geleceğin kalkınma vizyonunu cesaretle şekillendirdiler’ desin.”

 

 

 

World Media Group (WMG) Haber Servisi




ETİKET :   bahcivan-atik

Tümü
G-E326TP51F5