
ABD ara seçimlerine saatler kala Toplum Çalışmaları Enstitüsü, seçimlerin ABD’nin gelecekteki programını, bunların Türkiye’ye yansımalarını değerlendirdi. Türkiye’nin bu noktada yeni bir dış politika programına ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Enstitü direktörleri “Ankara’nın sadece Beyaz Saray’la değil, Kongre ile de muhatap olmaya ihtiyacı var” değerlendirmesini yaptı.
Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü direktörleri, yarın yapılacak ABD ara seçimlerinin ABD ara seçimlerinin Amerikan siyasetinin yanı sıra Türkiye-ABD ilişkilerine olası etkilerini değerlendirdi. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün geçtiğimiz geçtiğimiz hafta yayımladığı “TÇE Seçim Rehberi II: 2026 ABD Ara Seçimleri” başlıklı raporunu ele alınan Youtube programında Dış Politika Programı Direktörü Berçin Yiğitaslan ve Siyaset Programı Direktörü Ercan Yüksel, Amerikan seçmen davranışlarını, seçimde öne çıkan yarışları ve sonuçların Türkiye’ye olası etkilerini ele aldı.
ABD'de 3 Kasım 2026'da gerçekleştirilecek ara seçimler öncesinde gözler, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağına çevrildi. Toplum Çalışmaları Enstitüsü, yaklaşan seçimlere ilişkin hazırladığı raporun bulgularını ve seçim sonuçlarının Türkiye'ye olası yansımalarını düzenlediği programda değerlendirdi. Enstitünün Dış Politika Programı Direktörü Berçin Yiğitaslan ve Siyaset Programı Direktörü Ercan Yüksel'in katıldığı yayında, Amerikan seçmeninin siyasi tercihlerini etkileyen gelişmeler, Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki yarış ve seçimlerin Türk-Amerikan ilişkilerine muhtemel etkileri gündeme geldi.
TÜRKİYE’Yİ İLGİLENDİREN SAVUNMA SANAYİİ DOSYALARI…
Enstitünün 23 Ekim'de yayımladığı, M. Ercan Yüksel ve Mustafa Gül imzalı "TÇE Seçim Rehberi II: 2026 ABD Ara Seçimleri" raporu, seçim sonuçlarının yalnızca Donald Trump yönetiminin iç politikadaki hareket alanını değil, Türkiye'yi yakından ilgilendiren savunma sanayii dosyalarının geleceğini de etkileyebileceğine işaret ediyor.
‘GERİLİM ASLINDA ABD’DE İSTENEN ŞEY’
Programda ABD seçmeninin neden iki yılda bir sandığa gittikleri tartışılırken bu durumun ABD’de bir gerilim yaratıp yaratmadığı da değerlendirildi. Berçin Yiğitaslan, “Bu zaten istenen şey. 1700’lü yılların sonunda, ilk kurucu babaların yaratmak istediği şey, Capitol Hill ile Beyaz Saray arasında sürekli bir gerilim üretilmek isteniyor. Bu sistemin karakteristik bir özelliği aslında. Nasıl ki bizdeki merkezi yönetim, yerinden yönetimlere ya da devlet kurumlarına bir çeşit idari vesayet uyguluyorsa, orada da Kongre’nin başkan üzerinde bir vesayet kurma özelliği yaratılmaya çalışılmış ABD’nin kuruluşunda” dedi.
‘AMERİKALILAR NEYİ OYLAYACAK’
Programın sonraki bölümünde ise “seçmenler neyi oylayacak” sorusu üzerinde duruldu. Yiğitaslan’ın “3 Kasım 2026 seçimlerinde nereye odaklanmak gerekiyor” sorusuna Ercan Yüksel şöyle yanıt verdi:
“Dört ana belirleyen var bu seçimlerde ama ilk olarak bakmamız gereken Trump’ın halk desteği olacak. Sonra seçmen gündemi ve parti güveni, sonra adayların kişisel imajları devreye girecek, sonrasında da görevdeki Başkan Trump’ın seçim stratejisi belirleyici olacak.”
TRUMP’I ONAYLAMAYANLARIN ORANINDA CİDDİ ARTIŞ
Bu noktada tabloya bakıldığında Trump’ın halk desteğinin olumsuz yönde ilerlediğini belirten Yüksel, Trump’ı onaylamayanların oranının Mart 2025’ten Ekim 2026’ya yüzde 51’den yüzde 65’e çıktığını belirtti. Bu oranın hayli yüksek olduğunu belirten Ercan Yüksel, 1998’den beri yapılan NBC News araştırmasında “Başkana muhalefet mesajı vermek için sandığa gideceğim” diyenlerin oranının yüzde 43 ile en yüksek olarak bu dönemde Trump’a karşı kaydedildiğini aktardı.
Enstitünün geçen hafta yayımladığı raporunda da, başkanların görev onayındaki düşüşün ara seçimlerde iktidar partisinin sandalye kaybetme ihtimalini artırdığına dikkat çekilmişti. Bununla birlikte Trump'ın Cumhuriyetçi seçmeni sandığa taşıma kapasitesinin seçim sonuçları bakımından önemini koruduğu değerlendirildi.
TEMEL MOTİVASYON TABANI SANDIĞA TAŞIMAK
Trump’ın kampanya odağının tabanı sandığa taşımak olduğunu değerlendiren Enstitü direktörleri, programda Trump’ın ara seçimlerde kayıptan kaçınma duygusu ile hareket ettiğine ve parti sadakatine seslendiğine dikkat çekti. Temsilciler Meclisi yarışında Demokratlar’ın hayli avantajlı bir pozisyonda olduğunu belirten direktörler, Senato seçimlerinde de başa baş geçen yarışlarda anketlerin Demokratları önde gösterdiğini, kritik sandalyelerin Demokratlar lehine el değiştirme ihtimalinin bulunduğu değerlendirmesini yaptı.
TÜRKİYE İÇİN KRİTİK BAŞLIK: F-35 VE KAAN
Programda mevcut yarışın ve kongrede oluşacak yeni dengenin Ankara’yı nasıl etkileyeceği de masaya yatırıldı. Ara seçimlerin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından birinin savunma sanayii alanında ortaya çıkabileceği değerlendirmesi yapılırken, Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün geçen hafta yayımladığı raporda da, Türkiye'nin F-35 programına dönüş talebi ve millî muharip uçak KAAN için ABD yapımı motorların tedariki, Kongre'deki olası güç değişiminden etkilenebilecek başlıca dosyalar arasında gösterilmişti. “Washington’da Başkan sözü verir ama o söz yasaya, bütçeye, onaya dönüştüren kurum Kongre’dir” diyen Berçin Yiğitaslan, “Bu nedenle Türkiye’nin kişiler üzerinden yürüyen bir dış politika faaliyeti yerine Amerikan siyasetinin iki partisi ile de çalışabilen kurumsal bir yapı kurması gerekiyor. Liderler arasındaki kişisel yakınlık bazı kapıları aralayabilir ama o kapıdan geçiş şartlarının da Kongre tarafından yazıldığını unutmamak gerekir” dedi.
DEMOKRATLAR GÜÇ KAZANIRSA TÜRKİYE…
Demokratların Temsilciler Meclisi'nde veya Senato'da güç kazanması halinde Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik politikaları üzerindeki Kongre denetiminin artabileceğine dikkat çekildi. Türkiye’ye F-35 devrini yasaklayan maddenin 2019’da bizzat Trump’ın imzasıyla yasalaştığını hatırlatan Yiğitaslan, “Dolayısıyla Ankara’nın sadece Beyaz Saray’la değil, Kongre ile de muhatap olmaya ihtiyacı var. Demokratların çoğunluk olacağı bir meclis ise bu muhataplığı çok daha zahmetli hale getiriyor” değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemi nedeniyle F-35 uçaklarının devrine ilişkin Amerikan mevzuatında bulunan kısıtlamalar devam ediyor. Dolayısıyla Türkiye'nin programa yeniden katılımı konusunda Kongre'nin tutumu belirleyici önem taşıyor.
KAAN savaş uçağının motor tedarikinde de benzer bir süreç söz konusu. Enstitünün raporunda da, ABD yapımı motorların satışına ilişkin Haziran 2026'da Kongre'ye bildirim aşamasına geçildiği, ancak motorların henüz teslim edilmediği belirtilmişti.
Bu durumun, Washington yönetiminin Ankara'ya verdiği siyasi mesajları somut savunma sanayii kararlarına dönüştürmesini zorlaştırabileceği değerlendirmesine yer verildi.
World Media Group (WMG) Haber Servisi
Gündem
Gündem
Gündem